21 Kasım 2012 Çarşamba

ANNE SÜTÜNÜ BIRAKMA SÜRECİMİZ

Emzirmeyi bıraktım evet çok düşündüğüm streslendiğim bir konuydu bu.
Defne Ada ilk doğduğunda hemen emzirmiştim, Bebeğini emzirebilmek bir anne için müthiş bir duygu. Tarifi zor, yaşanılası bir duygu. Doğum iznimde evde olduğumdan evde her istediğinde sürekli emziriyordum ve bu durum beni çok mutlu ediyordu. Anne sütü bulunmaz bir besindi. Doktorumuz yanılmıyorsam 7-8 aylıkken gece emzirmelerini azaltmamı söylemişti. Ben dinlemedim daha doğrusu yapamadım diyelim. Çünkü emzirmek Defne Ada ve benim aramda büyüleyici bir iletişimdi. 10 aylıkken işe başladım. Gündüzleri hiç meme aramayan kızım ben eve geldiğimde direk beni odaya götürüyor ve emmek istiyordu. Geceleri ise 45 dakika ya da 2 saat arayla kalkıyor ve emmek istiyordu. Ne kadar uykusuz kalsam da bu düzene alışır olmuştum. 2 yaşına kadar emzirmeliyim diyordum. Böyle düşünmemde ki diğer etkende sevgili kızımın süt, yoğurt ve peynir üçlüsünden hiç birisini istemeyişiydi.  Kalsiyum ihtiyacını da benden karşılıyor diyordum. 

Ama 20 aylık olduğunda işin rengi değişmeye başladı, ihtiyaçtan çok bağımlılık olamaya başlamıştı. Her ağladığında meme diyordu, yer mekan fark etmiyordu birazdan desem de ağlama krizine giriyordu meme meme diye. Geceleri zaten sık kalkan kızım artık memede 1 saati aşkın süre kalıyordu. Bıraktırmayı çok istiyordum ve ilk denememde bant yapıştırdım ve durumu anlattım ama gece çok ağlayınca dayanamadım ve verdim. O an ikimizden de mutlusu yoktu. Her zaman emerek uyuduğu için, o gece meme alamayınca gece yarısını geçmişti ki sürekli ağlıyordu memeyi verince hemen uyudu. En büyük yanlışlarımda biri de emzirerek uyutmak oldu.  Biraz daha emzirmeye devam ettim ama artık bende dayanamadığımı fark ettim. 

Bir aydır meme vermiyorum   kızım da istemiyor. Radikal bir kararla bir hafta sonu sabahı meme istediğinde düştüğümü ve memenin uf olduğunu, ağladığımı söyledim. Görmek istedi tabi ki bantlamıştım koli bandıyla. Çok güzel anladı ve sustu. Gündüz her sorduğunda aynı cevabı verdim. Düştüm acıyor, uf oldu dedim. Ama akşam uykusu yaklaştığında kıyamet kopmaya başladı meme meme diye tutturdu ve cevabım ona yeterli gelmedi. Çizgi film izleyerek uykuya daldı. Gece sürekli kalkıp istiyordu ve hep aynı cevabı veriyordum. Ne su ne süt hiç bir şey istemiyordu ağlaya ağlaya sızıyordu artık. İlk 3-4 günümüz böyle geçti sonraki günler daha sakindik. Çizgi film izleyerek uyumaya da alışmıştı. Ama kimi görse "anne, meme, uf, acıyor" diye anlatıyordu. 10 günü geçtiğinde ise hiç istek kalmadı diyebilirim. Halan daha sorsanız uf oldu diye anlatır. 

Açıkçası daha da zorlanacağımı düşünmüştüm yine de bıraktırma sürecimiz çok kolay geçti diyebilirim. Tabi eşimin de desteği oldu. Kızım sürekli ağladığında geceleri özellikle destek şarttı. Yanınızda her ağladığında "ver memeyi ağlatma sussun" diyenler varsa işiniz çok daha zor olabilir. Ben annemleri de tembihledim sakın dedim, ağlasa bile karışmıyorsunuz. Büyükler torunlara karşı daha kıyımsız oluyorlar. Memeyi bıraktıktan sonra gece uykularımız da düzene girdi ve ben artık daha mutluyum. Emzirmek çok güzel hissi bir duygu fakat gerektiği kadar bebek her istediğinde verildiğinde özellikle geceleri, bıraktırmak da böyle sancılı oluyor işte. Emzirmeyi bıraktırmak istiyorsanız kararlı olmanız şart. 

30 Ekim 2012 Salı

BAYRAM HEDİYEMİZ

Bayram tatilimizi köyümüzde geçirdik. Ailecek köyde kurban yaptık ve kutladık. Çok eğlenceli, zorlu her türlü duyguyu barındıran bir tatil oldu. Dün İstanbul' daydık. Tabi ki insanın evi gibisi yok. Köy resimlerini henüz yükleyemedim ama ofise geldiğimde, arkadaşımın annesi Defne Ada ' ya hediye yollamış. Onları hemen resimledim ve yükledim. Çok sevindim, çok beğendim. Eline emeğine sağlık.  


                          








11 Ekim 2012 Perşembe

20 AYLIK BÜYÜME HALLERİ







DÜNYA KIZ ÇOCUKLARI GÜNÜ

BM kararıyla bu yıl ilk kez gerçekleştirilen 11 Ekim Dünya Kız Çocukları Günü. Kararda, ekonomik büyüme, BM Binyıl Kalkınma Hedeflerine ulaşılması ve  kız çocuklarının kendilerini etkileyecek kararların alınmasına katılımı açısından kız çocuklarının desteklenmesinin, güçlendirilmesinin ve onlara yatırım yapılmasının son derece önemli olduğu, ayrıca bunun başarılmasının kız çocuklarına karşı ayrımcılık ve şiddet sarmalını kıracağı, onların insan haklarından tam ve etkili bir şekilde yararlanmalarını sağlayacağı belirtildi. Umarım  bu karar toplum görüşünde de işe yarar. Çocuk gelinler olmaz, çocuk istismarı olmaz. Daha temiz daha güzel bir gelecek olur. 

11 EKİM DÜNYA KIZ ÇOCUKLARI GÜNÜMÜZ KUTLU OLSUN. KIZLARIMIZ MUTLU VE UMUTLU OLSUN. YÜZLERİNDEN GÜLÜMSEME HİÇ EKSİK OLMASIN. 



18 Eylül 2012 Salı

SİNOP CEZA EVİ

Ben Sinop' luyum. Sinop denilince akla ilk gelen yerlerden birisidir, eski ceza evi. Artık açık hava müzesine dönüştürülmüş ve uygun fiyatla isteyen herkesin görebileceği bir yerdir. İki sene önce gitmiştim. Üç aylık hamileydim üstelik. Çok etkileyici, insanı derinden sarsan bir yer. İçerisi boşaltılmış durumda hiç bir eşya yok var da yok. Tüm eşyaları bir odaya atmışlar. Koğuşlar boş. Keşke ranzalar dizili halde eskiyi canlandırmış olsalardı. Ben gittiğimde sadece bir koğuş düzgündü o da dizi çekildiği için. Sinop Kalesinin ortasından bir duvar geçirilerek ikiye ayrılmış ve bunlardan bir bölümü bir duvar daha çekilerek tekrar bölünmüş. Bu kalenin bir kısmına ceza evi yapılmış. Tam yanı deniz. İlk giriş çocuk koğuşu, biraz aşağıda zindan var. Kaç gün aklımdan çıkmayan, orada duranların acısını hissettiğim bir zindan. 6-7 metre yükseklikte, hiç ışık almayan tuvalet olarak da sadece yerde bir delik var. Çok dehşet veren bir yerdi doğrusu yazarken bile aynı duyguları hissediyorum. Diğer yerleri gezerken de çok üzüldüm. Yine her yerde olduğu gibi halkımız tüm duvarları isim, imza, tarih, seni seviyorum, beni ara gibi karalamalarla doldurmuş. Çok yazık. Bir çok yazı silinmiş boyanmış üzerine yine yazılmış ne anlamı var bilmiyorum, tüm tarih kokan duvarları mahvetmişler. Kuzenim anlattığına göre ilk müzeye çevrildiğinde onlar gezerken ağlamış, gece uyuyamamış. Duvarlarda mahkumların yazıları varmış ama ben hiçbirini göremedim. Yine de çok etkileyici bir yer. Gezerken çekilen işkenceleri, özlemleri, acıları hissediyorsunuz. Yolunuz düşerse eğer mutlaka gezmelisiniz.










resimler cep telefonu ile çekildiğinden çok iyi değil.