Gezi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Gezi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Haziran 2013 Salı

EMİNÖNÜ TURUMUZ

Sultan papağınımız için kafese ihtiyacımız vardı. Cumartesi günü hava da güzel olunca Eminönü'ne dolaşmaya gittik. Eminönü her zamanki havasında, müthişti. Her yerini gezmesek de gezdiğimiz, gördüğüm güzellikler bize yetti ve yordu bile. Çocukla da gidince hem ıvır zıvır şeylere bak, hem çocuğa bak, bir de kalabalık eve geldiğimde epey yorulmuştum. Defne Ada dönüş yolunda uykuya yenik düşmüştü zaten. Böylece kısa bir Eminönü turu atmış olduk








27 Mayıs 2013 Pazartesi

ALESTA MOTEL, AĞVA



Bu senenin ilk tatiline Ağva' dan başladık. Üç günlük kısa ve keyifli bir tatil oldu. İstanbul' a 1,5 saat mesafede olmasından dolayı tercihimizi Ağva Alesta Motel' den yana kullandık. Göksu nehrinin kıyısında çam ormanlarının içinde hayvanlarla iç içeydik. Sabahları kuş sesleriyle uyandık, helikopter böcekleri,karıncalar,sivri sinekler... Tabi ki balıklar. her yemek sonrası nehirdeki balıkları besledik. Otelin kendi sırnaşık kedisi ve köpeği de vardı. Ben korksam da Defne Ada eğlendi. Tabi ki her yerini sivri sinekler yedi, sprey sinek kovar kullandım ama kızımı çok sevdiler.Havuzlu olması bizim için ekstra eğlence oldu.  Defne için de bizim için de  çok güzel bir değişiklik oldu. Çocukla da çok eğlendik tabi ki ama Ağva' ya gidecekseniz eğer çocuksuz gitmenizi tavsiye ederim. Nehire sıfır konumundan dolayı sürekli çocuğu takip etmek gerekiyor, zaten bir çok otel de 12 yaş altı çocuk kabul etmiyor. İlk duyduğumda garip karşılamıştım ama oraya gidince anladım doğru bir karar olduğunu. Denize hiç girmedik çünkü girenler çok soğuk olduğunu söylediler ama çok büyük bir kum plajı var.












18 Eylül 2012 Salı

SİNOP CEZA EVİ

Ben Sinop' luyum. Sinop denilince akla ilk gelen yerlerden birisidir, eski ceza evi. Artık açık hava müzesine dönüştürülmüş ve uygun fiyatla isteyen herkesin görebileceği bir yerdir. İki sene önce gitmiştim. Üç aylık hamileydim üstelik. Çok etkileyici, insanı derinden sarsan bir yer. İçerisi boşaltılmış durumda hiç bir eşya yok var da yok. Tüm eşyaları bir odaya atmışlar. Koğuşlar boş. Keşke ranzalar dizili halde eskiyi canlandırmış olsalardı. Ben gittiğimde sadece bir koğuş düzgündü o da dizi çekildiği için. Sinop Kalesinin ortasından bir duvar geçirilerek ikiye ayrılmış ve bunlardan bir bölümü bir duvar daha çekilerek tekrar bölünmüş. Bu kalenin bir kısmına ceza evi yapılmış. Tam yanı deniz. İlk giriş çocuk koğuşu, biraz aşağıda zindan var. Kaç gün aklımdan çıkmayan, orada duranların acısını hissettiğim bir zindan. 6-7 metre yükseklikte, hiç ışık almayan tuvalet olarak da sadece yerde bir delik var. Çok dehşet veren bir yerdi doğrusu yazarken bile aynı duyguları hissediyorum. Diğer yerleri gezerken de çok üzüldüm. Yine her yerde olduğu gibi halkımız tüm duvarları isim, imza, tarih, seni seviyorum, beni ara gibi karalamalarla doldurmuş. Çok yazık. Bir çok yazı silinmiş boyanmış üzerine yine yazılmış ne anlamı var bilmiyorum, tüm tarih kokan duvarları mahvetmişler. Kuzenim anlattığına göre ilk müzeye çevrildiğinde onlar gezerken ağlamış, gece uyuyamamış. Duvarlarda mahkumların yazıları varmış ama ben hiçbirini göremedim. Yine de çok etkileyici bir yer. Gezerken çekilen işkenceleri, özlemleri, acıları hissediyorsunuz. Yolunuz düşerse eğer mutlaka gezmelisiniz.










resimler cep telefonu ile çekildiğinden çok iyi değil.

17 Eylül 2012 Pazartesi

GARİPÇE KÖYÜ

Hafta sonu çok merak ettiğimiz Garipçe' ye gittik. Küçücük hatta minicik bir yer. Deniz kenarında kurulu bir köy ve şehirden akın akın gelen insanlar ve araba topluluğu düşünün. Köy pislik içinde, o kadar güzel, manzaralı şirin bir yer gelen ziyaretçilerin ve Sarıyer Belediyesinin bakımsızlığından pislik içinde. Köy zaten çok küçük. Uzak olduğundan herkes şahsi arabası ile gelmiş. Köye giriyorsunuz ama araç park etmek sorun. Neyse ki biz tepede bir yere park ettik. Küçükten birde kalesi var ama o da pislik içinde ve bazı çukurluklar mevcut üzerileri öylesine örtülmüş. Kale bira şişeleri,yemek çöpleri, kağıt mendillerle dolu. Biz pazar günü gittik diye mi öyleydi bilmiyorum ama benim umduğum gibi bir gezi olmadı diyebilirim. Biz yemek alırken arkamdaki kişilerin muhabbetlerini duydum, eskiden bu kadar kalabalık değildi diyorlardı. Hep beraber oranında içine etmişiz anlayacağınız. Zaten güzel olan neye sahip çıkıp layıkıyla koruyabiliyoruz ki. Gitmeyin demem ama çok umutla da gitmeyin. Bizim yanımızdaki arkadaşlar kalabalıktan o kadar rahatsız oldular ki hiç bir yerini gezemeden, sadece manzaraya baktık, kahvaltı yaptık ve döndük. Hele benim 2 sene önceki bir Sinop Cezaevi gezim var ki tam bir hayal kırıklığıydı. Onu da bir sonraki yazımda anlatacağım. Buyurun Garipçe' den bir kaç resim.